Köşe Yazıları

Milletin duyulmayan feryadı

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin

MİLLETİN DUYULMAYAN FERYADI!

Rahmetli Bilge Lider Aykut Edibali’nin öğrencileri, Millet Partisi kadroları atmış yıldan beri milletimizin ve ülkemizin içinde bulunduğu tehlikeli durumları ve çözüm yollarını açıkça yüksek sesle dile getiriyor “Milletim Uyan! Varlığın, birliğin, geleceğin tehlikede! Her alanda “Yeniden Milli Mücadele” diye feryat ediyor. Üniversiteden okul, sınıf ve dava arkadaşımın feryadı da bu feryatlardandır.

“İki yüz yıldır devam eden Batılılaşma sevdamızın ürünü olan Kültür Emperyalizmi milletimize, çocuklarımıza, değerlerimize her fırsatta tüm kitle iletişim vasıtalarıyla bazen gizlenerek, bazen alenen saldırmaktadır.

Cemil Meriç’in ifadesiyle Batı’nın bize giydirmeye çalıştığı “deli gömleği”ni yırtıp atamadık.

Yüz yıl önce Sevr haritasını parçaladık; ama Kültür Emperyalizminin ruhlara, beyinlere çizdiği haritaları yırtıp atamadık.

Siyonist teşkilatların, masonların, Fener Rum Patrikanesi’nin, Ortodoks Kilisesi’nin genç nesilleri ve aileyi ifsat etmeyi hedefleyen gizli ajandalarını yırtamadık.

Kitle iletişim vasıtalarının birçoğu koro halinde inancımı, ahlakımı, değerlerimi hırpalamaktadır.

Bu konuda iktidarın daha çok tarihi dizilere destek olmasını takdirle karşılıyoruz. Ama kitlenin gözüne, kulağına, damağına hitap eden “kültür”ün bu dizilerden ibaret olmadığını da ifade etmek isteriz.

Sosyal medya; toplumun, yeni neslin adeta “kutsal”ı oldu. Sanki sosyal medyadaki her bilgi doğru.

Sayın yetkililer, sorumlular;

Televizyonlardaki birbirini aldatma, boşanma programları; kadının erkeği, erkeğin kadını aldattığı dizileri; içkinin, uyuşturucunun, şiddetin, cinayetin özendirildiği merhametin, acımanın katledildiği filmleri daha ne kadar izleyeceğiz?

Birçok “mafya” dizilerinde her üç dakikada bir silahın çekildiğini, kurşunlamaların, ölümlerin sıradanlaştığını görüyoruz. Bu diziler çocuklarımı barışa, uzlaşmaya, anlaşmaya mı teşvik ediyor; yoksa en ufak ihtilafta kavgaya, cinayete mi?

Yetkililerin dışında kalan üniversitelerim, “uzman”larım, sosyologlarım, psikologlarım bu konuda ne yapar?

“Bilim”in vicdanı hiç sızlamıyor mu?

“Haber” adı altında kadın cinayetlerinin tüm kanallarda koro halinde verilmesi, aile içi kavgaların sokağa taşınması ve pazarlanması bu milletin son kalesi olan aileye saldırı olduğu çok açıktır.

“Haber” adı altında her gün cinayet, ölüm, intihar, kavga, uyuşturucu haberlerinin sosyal medyada, televizyonlarda ve gazetelerde verilmesini kamuoyunu “bilgilendirme”ye yönelik mi zannediyoruz?

Bu haberler toplumun yaşama sevincini, hayat enerjisini, moralini dolayısıyla ülke ve insan sevgisini bitiriyor.

“Bir olayın şüyuu vukuundan beterdir.”

Kitle iletişim vasıtaları, tellal olmuş, “kara haber”leri her tarafa duyuruyor. Bu sorumsuz haber anlayışı acilen durdurulmalıdır.

Unutmayalım toplumların çöküşü binaların çöküşü gibi ses çıkarmaz.

Bu vebalin ahirette hesabı çetin olur.

Sorumluların yönetmeliklerin, kanunların arkasına sığınması bir gaflettir.

RTÜK harekete geçmeli, sosyal medya için de acil önlemler alınmalı.

Bağdat harap olduktan sonra yapılacak çalışmaların bir anlamı olmayacaktır.

Bu bir sosyolojik, psikolojik, ahlaki feryattır.” İbrahim Gülsu

Bu feryadı kim duymaz?

Yabancı aklıyla hareket eden bedeni bizden ama mevki, makam, maddi çıkar hırsıyla zihnen köleleşmiş, yabancı aklıyla hareket eden, emperyalist ABD ve AB projelerinin ortağı ve uygulayıcısı olanlar bu feryadı duymaz.

Bu feryadı özü, sözü ve uygulamalarıyla milletten yana olan milletin varlık ve bekasını dert edinen vatanseverler duyar.

Millet Partisi kadrolarının 60 yıldan beri yaptığı “Milletim uyan! Varlığın, birliğin geleceğin tehlikede! her alanda YENİDEN MİLLİ MÜCADELE. Her yerde ADALET, her zaman ADALET, herkes için ADALET. İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı HUKUK DEVLETİ. Millî iradenin önündeki engellerin kalktığı DEMOKRASİ. Din düşmanlığı gibi din istismarının da bittiği LAİKLİK. Fakirlik ve çaresizliğin tarihe gömüldüğü herkesin sosyal adalet şemsiyesine alındığı KERİM DEVLET. Bilim, hikmet ve erdemle donatılan, sorun üretmeyen, çözüm üreten BİLGE DEVLET ve BİLİM TOPLUMU. Büyüyen, gelişen, zengin, mutlu, muktedir ve insanlığın yeni barış medeniyeti İSLAM RÖNESANSI’nı yöneten MUHTEŞEM TÜRKİYE’yi birlikte inşa edelim feryadını duymak vatan, millet, bayrak, hak, hukuk, adalet diyen asker, sivil; siyasetçi, bürokrat, akademisyen, kanaat önderi, iş adamı, esnaf, memur, öğretmen, öğrenci, işçi, çiftçi….. tüm vatansever millet evlatlarının görevidir.

Unutmayalım “İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.” Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

***                                              

İNANCIMIZ  HAL-İ PÜR-MELALİMİZ!

Tarih boyunca insanlık; adaleti, refahı ve huzuru vadeden nice liderin yükselişine ve aynı liderlerin güç ellerine geçtiğinde; inançlarından, adaletten uzaklaştığına, karanlık, bilinmez kişilik ve karaktere büründüğüne şahit olmuştur.

​Liderlerin inançları, söylem ve eylemleri arasındaki tutarsızlıklar bugün daha net bir şekilde görülmektedir.

İnancı “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun… İçinizden birine düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sürüklemesin.” (Maide Suresi, 8) ve “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhine de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun.” (Nisa Suresi, 135) diyor.

Hukukun üstünlüğü yerine, hukuku araçsallaştırıyor. İnsanları bir arada tutan bağ olan adaletten uzaklaşıyor ve toplumu çökertiyor. Liderler gücü elde ettiğinde, adaleti tarafsız bir hakem olmaktan çıkarıyor muhalefeti sindirme ve kendi sadık zümresini koruma kalkanına dönüştürüyor. Bu durum, toplumsal vicdanda telafisi imkânsız bir güven bunalımı yaratıyor.

​ İnancı “Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak karınlarına ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.” (Nisa Suresi, 10) diyor.

Dini değerler istismar ediliyor, kitleleri yönlendirmenin en tehlikeli kılıfı oluyor. Kendi batıl inanç ve çıkarlarının kurbanı oluyor Siyasal İslam veya dini değerlerin istismarı, tarihsel süreçte kitleleri manipüle etmenin en tehlikeli kılıfı olmuştur.  İnsanlar kendi batıl inançlarının ve çıkarlarının kurbanı oluyor. En büyük zulümler kutsal değerler adına işleniyor.

Dış görünüşü ve söylemleri dindarlıkla bezenmiş otoriteler, kamu kaynaklarını ve yetimin hakkını gasbederken moral üstünlük maskesinin arkalarına saklanarak suiistimal ediyor.

İnancı “Alanları ayrılmış yıldız kümeleri ile dolu göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylemektesiniz.” (Zâriyât Suresi 8) diyor.

Halkın hafızasızlığından besleniyor. Bir gün ak dediğine diğer gün kara diyor. Aynı anda iki çelişkili fikre inandığını söylüyorlar.

İnandıkları Allah defalarca …..Siz hiç düşünmez misiniz? Al-i İmran:65. Düşünmediler mi ki…. İsra:99  …..  …..hiç düşünmediler mi?…. Rum:8.   …. düşünmeyecekler mi?…. Nisa:82.   ….Hiç düşünmez misiniz? Enam:50  ….. düşünmezler mi? Akaf:33  ….. .  “Onlara şöyle bir baktığında dış görünüşleri sana iyi bir izlenim verir; konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Ama onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir (böyle güvendeymiş gibi görünürler). Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Asıl düşman onlardır, onlardan korun! Allah kahretsin onları! Nasıl da haktan yüz çeviriyorlar!” (Münâfikûn Suresi, 4) diye uyarıyor.

Liderlerin aynı andaki iki çelişkili fikirlerini benimseyen halk, düşünüp sorgulamıyor.

İnancı “Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsin ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” (Nisa Suresi, 139) diyor.

İktidar partilerinde asabiyet bağları ve çıkar ilişkileri ideolojilerin üzerine çıkıyor.  Kitlelere karşı millî veya mukaddes değerleri savunuyorlar ama perde arkasında asıl düşman kabul edilen odaklarla gizli ittifaklar kurarak riyakarlık yapıyorlar.

​ İnancı “Onlara, ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, Biz ancak ıslah edicileriz’ derler.” (Bakara Suresi, 11) diye uyarıyor.

Toplumsal yapıyı tahrip eden en büyük yıkımı, reform, barış veya kurtuluş olarak pazarlıyorlar.

İnancı “Hâkimiyeti ele aldığında ise ülkede bozgunculuk çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi, 205) diyor.

İktidara gelene kadar mazlumun dilini kullanıyor, koltuğa oturduktan sonra en katı zorbalara dönüşüyorlar.

Sürekli yalan söyleyerek halkın gerçeği ayırt etme yetisini felç ediyorlar. Verdikleri sözleri tutmayarak toplumsal bir suç işliyorlar.

​ İnancı “Kuşkusuz ülkesinde Firavun ululuk taslamış, (ayırımcılık yaparak) halkını da gruplara ayırmıştı. Gruplardan birini, erkek çocuklarını kıyımdan geçirip kızlarını sağ bırakarak güçsüz düşürmek istiyordu. Hiç kuşkusuz o huzur ve güveni bozanlardandı.”Kasas Suresi  4) diyor.

Varlıklarını krizlere ve çatışma ortamına borçlu olan otokratik yönetimlerin ana stratejisi böl ve yönet taktiği olduğu için sürekli kutuplaştırıcı dil kullanıyorlar.

Kitleleri mantıkla değil, imgeler ve heybetli görsellerle aldatmaya ve yönetmeye çalışıyorlar.

İçi boş bir kütük gibi, dışı görkemli ama özü çürümüş bu yapılar, ilk büyük fırtınada yıkılmaya mahkûmdur.

​Halk, hamasetin büyüsünden sıyrılıp gerçeği aramakla; aydınlar ise fildişi kulelerini terk edip bedeli ne olursa olsun hakikati haykırmakla mükelleftir.

Eğer toplum uyumaya, aydınlar ise korkuya teslim olup üzerlerine düşeni yapmazsa; bu gidişin varacağı son durak, kaçınılmaz olarak ortak bir yıkım, ahlaki bir çölleşme ve tiranların zindanlarında kaybolan gelecektir.

Hakikate sırt çevirenlerin kurduğu hileli masalar bir gün kendi elleriyle çökecek, sahte maskeler tarihin çöplüğüne gömülecektir.

Akıl sahipleri için maske düşmüştür. Bu gidişata dur demeyenleri bekleyen son, adaletsizliğin ateşinde yanmaktır.

Çare; Millet Partisi’nin 60 yıldır yaptığı “Milletim uyan! Varlığın birliğin, geleceğin tehlikede. Her alanda “Yeniden Milli Mücadele” çağrısını duymak.  Millet Partisi’nin “Amasız, fakatsız her yerde ADALET, her zaman ADALET, herkes için ADALET” anlayışı benimsemek.  Ortaya koydukları;
İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı HUKUK DEVLETİ
Millî iradenin önündeki engellerin kalktığı DEMOKRASİ
Din düşmanlığı gibi din istismarının da bittiği LAİKLİK
Fakirlik ve çaresizliğin tarihe gömüldüğü herkesin sosyal adalet şemsiyesine alındığı KERİM DEVLET
Bilim, hikmet ve erdemle donatılan, sorun üretmeyen, çözüm üreten BİLGE DEVLET ve BİLİM TOPLUMU
Büyüyen, gelişen, zengin, mutlu, muktedir ve insanlığın yeni barış medeniyeti İSLAM RÖNESANSI’nı yöneten MUHTEŞEM TÜRKİYE projesinin gerçekleşmesi  için vatan, millet, din, devlet, hak, hukuk adalet, barış diyen tüm samimi vatandaşlar olarak maddi ve manevi her türlü destekte bulunmak, taşın altına elimizi sokmak.

Unutmayalım ”İştirak etmediğimiz, çilesine katlanmadığımız bir kurtuluş mümkün değildir. Kurtarıcılar beklemek bize ancak yeni efendiler kazandıracaktır.”

Milletimizin ve yöneticilerimizin uyanması basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın